21 Mayıs 2013 Salı

Yarımada' da Yarım Gün

Gönderen Unknown zaman: Salı, Mayıs 21, 2013
Ayasofya

Uzun süredir, güzel bir arkadaşım ile buluşmaya çalışıyorduk. Sonunda denk getirdik ve yarımadada güzel bir gün geçirdik. Programı genel hatları ile bir gün önceden yaptık. Keyif aldığımız güzergah noktalarını bu sefer birlikle yaşayacaktık.  Size de bu güzergahı tavsiye edebilirim. 

Önce erkenden Süleymaniye camisini gezdik. Ayrıntılı bilgi için mutlaka tıklayınız. Bende bir çok yeni bilgi öğrendim.

Süleymaniye Camisi


Hava çok güzeldi ve deniz tarafına bakan bölümde, kalabalık daha az olduğu için çimenlerin üzerinde dinlenmek ve bir şeyler okumak için uygundu. 

Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın haziresinin burada olduğunu biliyor muydunuz ?

Ayrıca Mimar Sinan'ın türbesi de burada. Cami avlusunun dışında, mütevazi bir türbesi var.

Mimar Sinan Türbesi


Türbeyi ziyaret ettikten sonra yine aynı yolun hemen alt bölümünde yer alan ''Ağa Kapısı'' isimli kafede oturuyoruz. Manzara açısı gerçekten çok iyi. Galata kulesini, köprüsünü ve Boğaziçi köprüsünü seyre dalabilirsiniz. Yalnız cam kenarında yer bulabilmek için erken saatte orda olmanızı tavsiye ederim. Çok farklı meyve çayları ve şerbetleri var. Biz şerbet olarak  Brownissa'yı denedik.




Şerbet isimleride çok farklı ...

Daha sonra kapalı çarşının da havasını alarak Nur-u Osmaniye camisine giriş yaptık. Bir türlü içine  girmek  nasip olmamıştı daha önce. Kısmet bugüneymiş... Oldum olası kapalı çarşının Nuru Osmaniye çıkışını çok severim. Diğer kapılarından farklı bir havası vardır gibi gelir bana her daim. Yüzyıllar arası geçiş gibidir.

kapalıçarşı


Cami hakkında detaylı bilgi için mutlaka tıklayınız.
Nuru Osmaniye


Eğer yorulduysanız trafiğe kapalı olan Nuru Osmaniye caddesi üzerinde dinlenebilirsiniz. Çınar ağaçları sayesinde çok sıcak havalarda bile serinletir sizi. İster banklarda ister kafelerinde oturabilirsiniz. Bu cadde İstanbul ve benim nefes alabildiğim nadir caddelerden biridir. Eğer uzun süre gitmediysem özlerim burayı. Buradaki Kahve dünyası ya da diğer kafelerinde saatlerce oturabilirim. 

Daha sonra yürüyerek Sultanahmet meydanına çıkıyoruz. Artık gelenek haline gelen meydanda mısır yeme faslını es geçmiyoruz. Her ne kadar daha mevsimi olmasada. Ayrıca bir kaç parça kuşlara da ayırmayı unutmuyoruz.

sultanahmet meydanı


Tavsiyem meydandaki banklarda oturma faslını mutlaka öğlen ya da ikindi ezanına denk getirmeniz. Benimde tasadüf eseri öğrendiğim bir geleneğe şahit olacaksınız. ''Çift Ezan'' geleneği. İlk farkettiğimde mikrofondan dinlediğimiz birbirine karışan sesler yerine karşılıklı iki sesin birbirini bekleyerek nidalaşması çok hoşuma gitmişti...

Sultanahmet Camisi ile Firuzağa Camisi arasındaki bu hoş gelenek sayılı camilerde yapılıyor ve Fatih Sultan Mehmet' in vasiyeti olduğu söyleniyor.  Bence en iyi bu banklarda dinleyebilirsiniz. Kalabalığın arasında sessizlik nadir bulunur ne de olsa.

Herkese anlattığım ilginç bir kaç noktayı arkadaşımla da paylaşıyorum. Birincisi ''Ser verir, sırrını vermez'' deyiminin hikayesi. Zamanında tarihçi ve yazar Dursun Gürlek aracılığı ile öğrenmiştim bende.

Meydanda tapu ve kadastro müdürlüğü vardır görünüş olarakta güzel çehreli bina. Hikaye burada başlar, eski zamanın birinde, bir meselenin çözümü için 1.Mahmut gece yarısı bir evrak getirtilmesini ister. Burada görevli memur olan Server Dede' de  ''Fatih Sultan Mehmet Hazretleri' nin kanunnamesine göre, Defterhane'den gece vakti defter çıkartılması men edilmiştir. Sultanımız af buyursunlar defterleri çıkartamam'' cevabını vererek  görevlileri boş gönderir. Koskoca Padişaha verilen bu cevap kendisini sinirlendir ve başının vurulmasını ister. 

Ertesi sabah sadrazamına da durumu anlatır ve ''Server Dede'nin doğru bir iş yaptığı söylenince 1.Mahmut yaptığından pişman olur ama iş işten geçmiştir. Sonra Server dede için yine bu binanın içinde türbe yapılır ve mezarı da buraya taşınır. Şimdiki memurlar her sabah görevine türbeden geçerek başlar. Bu arada Osmanlıca da ser, baş kafa anlamına gelir. Yani başını verdi ama sırrını vermedi.

İkinci nokta ise bugünkü Türk İslam Eserleri Müzesi'nin binasının İbrahim Paşa'nın sarayı olması. Bugünlerde restorasyon çalışmaları olduğu için içeri giremedik ama size tavsiyem mutlaka bir sergiye denk getirmeniz. Böylece hem müzeyi hem de sergiyi gezebilirsiniz. Daha önce denk geldiğim sergiden bir kaç resim... Ressamı kıskandıracak yetenekteki İsmail Acar... Sergi ayrıntısı için tıklayınız lütfen. Eğer bir yerlerde tekrar karşılaşırsanız bu sergiye mutlaka gidin derim.

İsmail Acar
  
İsmail Acar

İsmail Acar



Ayrıca burada Türk kahvesi içmek ayrı keyiftir. Sarayın bahçesinde, yeşillikler içinde küçük bir teras, sessiz sessiz kahvenizi yudumlarken, ne kararlar alırsınız kimbilir? Keyif aldığım güzel mekanlardan biridir. Tavsiye edilir memnuniyetle.

İbrahim Paşa sarayı


Saray hakkında daha fazla bilgi almak için buraya ve mutlaka buraya tıklayınız.  

İbrahim Paşa Sarayı


Yine burada daha önce farkettiğim bir çok müzede olan güzel bir oluşumdan bahsetmek istiyorum. Bilkent Kültür Girişimi olarak adlandırılan müzeciliğe keyif getiren bir bölüm. Yurt dışında bir kaç büyük müzede bu tarz şeyleri görünce çok kıskanırdım. Yaşasın artık bizde de var :) Hediyelik ürünlere tasarım katılarak, aldığınızı daha değerli yapan koleksiyonlar. Kesinlikle çok pahalı tasarımlar ama zaten kültürümüzde çok ucuz değil :) 

Eğer ürünlere göz atmak isterseniz tıklayınız. Biraz karıştırırsanız uygun fiyatlı olanları da var. Ayrıca internet sitelerinde genel olarak müzeler hakkında bilgi de alabilirsiniz ve sol menüde bir çok güzel koleksiyon var. Mutlaka diğer sayfaları da inceleyin...

Bilkent Kültür Girişimi'nin ''Müze' nin Kahvesi'' olarak markalaştırdığı bir bölüm var. Zaten kahvenizi de buradan satın alarak içiyorsunuz. İşin en güzel tarafı ise Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırma Derneği tarafından buraya ''Türk kahvesinin en doğru yöntemlerle pişirildiği ve sunulduğu ilk yer'' ünvanını vermesi. Farklı tarafı ise isterseniz önceden randevu olarak bir kaç kişilik grup ile katıldığınızda size kahvenin hem hikayesi anlatılıyor hemde aldığınız eğitim sonunda ''Geleneksel Türk Kahvesi Eğitim Sertifikasını'' veriyorlar.  Ayrıca kendi öğüttüğünüz kahveyi eğitim sonunda yudumlayabilirsiniz lokumunuz eşliğinde. 

Müzenin Kahvesi


Benim Türk kahvesine olan bakışım burada değişmiştir. Artık arkadaş buluşmalarında dışarda birşeyler içelim değil, hadi kahve içelim derim :) Kahve kültürümün ilk tohumu burada atılmıştır, halen köpüklü kıvamı yapamasam da :)

Artık nasıl bir heyecanla sorular sorduysam görevli kişi bize ekstra olarak aldıklarımızı koymak için küçük keseler hediye etmişti.

Ve bu kadar bilgi yeter diyoruz ve Sultanahmet Camisine geçiyoruz. Cami içini geziyoruz. Cami girişindeki turistlere verilen kıyafet uygulamasını takdir ediyoruz. Bir sürü fotoğraf çekiyoruz.

Sultanahmet Camisi

Gün sonunda eve geldiğimde düşündüm. İnsanın bir çok arkadaşı olabilir ama benim ile bu geziyi paylaşan Ağa Kapısı isimli mekana getiren, ince düşünceli zarif arkadaşım gibi herkesin bir arkadaşı zor bulunur. O kadar yanyana çalışırken bilemedik aynı duyguda olduğumuzu. Her işte bir hayır var ve artık sen bilgi paylaşımı yapabildiğim özel insanlardan birisin. Teşekkür ederim bu güzel günde eşlik ettiğin için... İstanbul' un iki ayrı yakasında olsakta, özel günler için çok güzel programlar dilerim bize :)

Sultanahmet Camisi


3 yorum :

Adsız dedi ki...

canımmm benim.. son cümlelerinle bitirdin sen beni ama şimdi..

asıl ben sana çookkk teşekkür ederim.. arkadaşlığın, dostluğun, sözlerin, paylaşımların, gezi organizasyonun, her şeyden önemlisi saf, temiz, sıcak yüreğin için..

"Gönlü güzel olanın, gönlünde olmak güzeldir."
Güzel olan sensin ve çok şükür ki ben de bu güzelliğe sahibim.. :)

zamanında belki bin defa geçmişimdir bu güzergahlardan.. ama hiç birisi seninle yaptığım gezi kadar eğlenceli, bilgi dolu, anlamlı değildi..
evet, senin de anlattığın gibi gittiğimiz mekanlar tek başına bile özel yerler..
ancak gidilen yerleri daha özel kılan yanımda senin gibi bir dostun varlığı..

burada şanslı olan gerçekten benim bi kere.. :)

daha nice güzel gezileri iple çekiyorum..

senin gibi bilgi dolu, araştırmacı, farkındalık sahibi bir kaşif ile yaptığım her program, unutulmazlarımın yerini alacak..

sevgiyle öperim seni..

bir kez daha emeğine, o güzel yüreğine sağlık..

NETRUNK

Şerife Sezgin dedi ki...

Bende bu yarımadaya bayılıyorummm ve seninlede bu yarımada da yaptığımız geziyi unutamıyorum,bandalarla resimlerimiz duruyor:)

Harika bir gezi olmuş emeklerinize ,ayaklarınıza sağlık bol resimli güzel yazıların olsun.istanbul'a birde senin gözünle bakmak eğlenceli olacak devamını bekliyoruz.

Sweety Ant dedi ki...

Geziyi hatırlıyorumda , bandanaları hatırlamıyorum :(

Yorum Gönder

 

Hayat gezince
güzel...
Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea