25 Kasım 2013 Pazartesi

Edirne Darüşşifa Müzesi

Gönderen Sweety Ant zaman: Pazartesi, Kasım 25, 2013
Edirne Şifahanesi,  Sultan II.Bayezid tarafından 1484-1488 yılları arasında yaptırılmış.  Genişçe bir alana yayılmış ve bence günümüz için de halen görkemli sayılabilecek bir eser. 

Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa

Klasik müzecilik anlayışı dışında mankenler kullanılarak yaşayan bir müze olmuş. Zamanının hem tıp okulu hem hastanesi ve eczanesi olarak yapılmış. Öğrencilerin eğitim aldığı bölümler mankenlerle canlandırılınca daha da ilgi çekici olmuş.

Gösterilen bazı uygulamalar o dönem için gerçekten çarpıcı. 


Edirne Darüşşifa

Tedaviler ve ilaç dağıtımı da ücretsiz yapılırmış. Gereksiz yere ilaç alanlar için de bir beddua asılı şifahanede. Evliya çelebi bu beddua hakkında seyehatnamesinde şu bilgilere yer vermiş :


''...Libase, kebabe, kaküle, zencefil, emleç, kebed, murabbanın ne kadar çok dağıtıldığının hesabını Allah bilir.  Ama şifa yurdunun üst eşiği üzerine vakıf tarafından (sağlıklı olan adam bu ilaçlardan bir kırat alırsa hastalanıp Firavun ve Karun'un laneti üzerine ola) diye lanet yazısı yazılmıştır. Yapan ve vakfedene Allah rahmet eyleye vesselam.''


Bu yazı şimdide bi yerlerde kullanılsa ya :)


Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa


Benim en çok ilgimi çeken kısmı ise musiki ile tedavi bilgilerinin verildiği bölümler. Binanın akustiği sayesinde içeride yapılan müzik diğer  odalardan da duyulurmuş. 

Aynı zamanda su sesi , güzel kokularda o dönemde kullanılan tedaviler arasındaymış. Zaten orta ve geniş avludaki ortam sizi huzuru ile sarıyor. Hele bir de canlı müzik ile ruhu dinlenir burada insanın.

Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa

En çarpıcı nokta ise o dönemde batıdaki akıl hastaları zincirlere bağlanarak toplumdan tecrit edilirken, bu külliye de tedavileri yapılırmış. Yani dönemi için gayet modern ve insani bir anlayış.

Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa Müzesi


Edirne Darüşşifa Müzesi

Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa

İçimden bu makamları ayrı ayrı derleyip ruh halime göre dinlemek geldi. Var mı makamları ayırt edebilecek  yardımsever bir yiğit ?

Fotoğrafın üzerine tıklarsanız makamları siz de inceleyebilirsiniz.

Edirne Darüşşifa


Edirne Darüşşifa

Yolunuz Edirne ' ye düştüyse buraları da görmeden ayrılmayın sakın. 

Ayrıca II.Beyazıt hakkında bana çok ilginç gelen bir kaç noktayı daha okumanızı tavsiye ederim. (Wikipedia alıntısıdır.)

Kristof Kolomb ile diyaloğu;

Amerika kıtasını keşfeden İtalyan denizci Kristof Kolomb, yaklaşık 14 yıldır tasarladığı okyanus ötesinde yolculuğu 1484'de Portekiz Kralına sundu ama reddedildi. Destekleyecek bir finansör bulamayınca maddi zorluklara giren Kolomb, Avrupa ile Osmanlı arasında ticaret ile uğraştı. Bu dönemde, 1484'de Sultan II. Bayezid'e bir papaz eşliğinde başvurdu ve bu isteği Osmanlı kayıtlarında II. Bayezid'den sultanın adına yeni ülkeler keşfedebilmek için emrine gemiler vermesi istedi şeklinde geçti.

Sultan, karşısına çıkan bu delidolu insanı ciddiye almadı ve talebini reddetti. Kolomb, Bayezid'den iki yıl sonra İspanyol kral ve kraliçesine müracaat etti, ve 1492'de de Amerika'yı farkında olmadan keşfetti. Geldiği yeri Hindistan zannederek karşılaştığı halka Hindistanlılar (Indian) dedi.

İlerki yıllarda Kolomb ile üç kez Amerika'ya gitmiş bir İspanyol, bir savaş sonrasında Piri Reis'in amcası Kemal Reis'e esir düştü ve Kolomb'un keşfettiği Amerika kıyılarının haritasını amcasına verdi. Piri Reis bu haritadaki bilgilerden yola çıkarak 1513'de ilk dünya haritasını çizdi.

Leonardo Da Vinci ile diyaloğu;

1502 yılında, tarihin en büyük mucitlerinden ve sanatçılarından biri olarak gösterilen İtalyan Leonardo Da Vinci II. Bayezid' a, Haliç üzerine yapılması için 240 metre uzunluğunda bir köprü projesi sundu. Ancak Da Vinci'nin bu sıradışı projesi II. Bayezid tarafından kabul edilmedi ve yıllar sonra benzeri bir köprü 2001 yılında Norveç'de yapıldı.

Gül Baba ile diyaloğu;

Evliya Çelebi'nin anlattığına göre, Sultan II. Bayezid 1481 yılının bir kış günü Galata sırtlarında avlanırken son derece bakımlı vegüllerle süslü bir bahçe ve içinde köhnemiş küçük bir kulübe gördü. Kulübede mola veren Sultan, buranın sahibi Gül Baba ile tanışır ve onu, bahçeye gösterdiği özenden dolayı ödüllendirmek istediğini söyledi. Gül Baba da padişahına sarı ve kırmızı iki adet gül vererek, bu bahçeye bir okul ve hastane yaptırmasını istedi. Galata Sarayı Ocağı (günümüzde Galatasaray Lisesi) böylece kuruldu ve Yavuz Sultan Selim'in oğlu Kanuni Sultan Süleyman da dahil olmak üzere tüm şehzadeler, şehzadelerin çocukları ve önemli devlet görevlileri ilk ve orta eğitimlerini burada aldılar.


0 yorum :

Yorum Gönder

 

Hayat gezince
güzel...
Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea