10 Eylül 2013 Salı

Üsküdar ve Camileri 1

Gönderen Sweety Ant zaman: Salı, Eylül 10, 2013
Bu sefer İstanbul 'un diğer yakasında buluşuyoruz. ''Yarımada' da yarım gün'' adlı geziyi yaptığım arkadaşımla. Bir nevi iade-i ziyaret. Yine İstanbul' u adımlayacağız. Geçen hafta perşembe günü ağustosun en sıcağında buluştuk. Sıcaktan mıdır yoksa çok yürüdüğümüzden midir bilmem eve geldiğimde her tarafımda ağrı vardı. 

Neyse ki günümüz çok güzel geçmişti. Bildiğin tarihsel günibirlik gezi programına katılmış gibi hatırlıyorum kendimi. Ne zaman akşam oldu, nasıl bu kadar çok şey öğrendim anlamadım. Zaman ne kadar da  hızlı geçmiş. Dinlenmek ve yemek için en fazla bir saat ayırmışızdır ama gene de yetmedi sanki.  Zaten sağolsun gerekli bakanlıklar sanırım 2013 yılı restorasyon yılı ilan etmiş olmalılar ki bir çok yere giriş yapamayıp uzaktan baktık. Ama yılmadık, kısmet dedik rotamızdaki diğer noktalara yöneldik. Olmadı seneye tekrarını diledik...

Öncelikle yazının sonunu beklemeye gerek yok :) Çok teşekkür ederim. Çok iyi hazırlanmışsın. Sayende çok güzel bilgiler öğrendim. Ve ben bu işi çok sevdim :)

Ve İstanbul, bu sefer Üsküdar.

Üsküdar


Yine sabahın erken saatlerinde yoldayız. Program bu sefer benim için neredeyse süpriz. Ben sadece dinliyorum :) Sağolsun arkadaşım nokta nokta programlamış.

Kuşkonmaz Camii

İlk önce, 1580 yılında yapılan Şemsi Paşa Camii 'sini ziyaret ediyoruz. Üsküdar iskelesinden çıkınca hemen sağ tarafa yürüyorsunuz ve herkes tarafından bilinen adıyla meşhur Kuşkonmaz Camii karşılıyor bizi. Mimar sinan tarafından inşaa edilen en küçük külliyeli cami. Camiyi yaptıran Şemsi Paşa ise, 2.Selim ve 3.Murat 'ın vezirliğini yapmış biri. Aynı zamanda Mihrimah Sultan' ın kızı Ayşe Sultan ile evli. Yani Kanuni Sultan Süleyman' ın damadı. Daha fazla ayrıntı için dilerseniz tıklayınız.

Kuşkonmaz Camii


Kuşkonmaz Cami' sinin ilginç hikayesi ise adında saklı. Titiz bir insan olan Şemsi Paşa bir gün Sokullu Paşa' ya "Sokullu camini kuşlar pislemiş." diye takılmış. O da, "Gökyüzüne açık olan her yer kuşların pislemesine müsaittir." demiş. Bu sözü unutmayan Şemsi Paşa, cami yaptıracağı zaman Mimar Sinan'a, "Bana öyle bir cami yap ki üzerine kuşlar pislemesin." demiş. Mimar Sinan da uzun bir araştırmadan sonra kuzey-güney rüzgârlarının kesiştiği noktayı bulmuş ve camiyi oraya inşa etmiş. Hem de denize kayma riskine rağmen. Bu riske karşı da Mimar Sinan Cami içine hareket eden ve uyaran iki adet sütun koymuş.

Kuşkonmaz Camii
V tablosu - Kabe Örtüsü

Cami çıkışında, meraklı gezgin olduğumuzu anlayan bir amca, önce bize hoşgeldiniz deyip oturun size caminin hikayesini anlatayım diyor ve aynı şeyleri birde ondan dinliyoruz sonunda öğütler de alıyoruz ve küçük bir hediye de :) Nereli olduğumuzu da  soruyor ve bu sayede de Şemsi Paşa'nın hemşerim olduğunu öğreniyorum. Ve cami içerinde türbesi de mevcut. Sanırım bu durum çok az cami de mevcut.

Bu arada marmaray projesi için yapılan  kazılardan sonra sütunlardan biri sinyal vermiş, bunu amcadan öğreniyoruz. Hayırlısı diyoruz ve ayrılıyoruz.

Kuşkonmaz cami gerçekten çok küçük bir cami ama manzara açısı İstanbul kanatlarımın altında misali. Şaşırma hemen diyor gezginci başı daha küçüğünü ve manzaralısını da göreceğiz. Gerçi şaşırılacak başka noktalar da var. Sen rüzgarın yönünü  hesapla, oraya kuş konmayan bir cami yap, dalgaların sesi ve uğultusu ile kuşlar gelmesin. Nasıl bir izan, akıl ve meslek aşkıdır. Helal olsun.

Kuşkonmaz Camii


Bu arada hemen yan tarafta çay bahçeleri var. Yol yorgunu olarak burada simit çay faslı yapıp sohbet ettikten sonra hemen kalkıyoruz.

Ve tavsiye, bizim rotamızda şimdilik yoktu ama, bu caminin birazcık ilerisinde Rum Mehmet Paşa Cami'si var. Öne çıkan özelliği ise Anadolu yakasının ilk camisi olması ve mimari olarak Ayasofya 'ya benzemesi.

İkinci durağımız ise, Mihrimah Sultan Cami. Ve maalesef ki restorasyonda idi. İçine giremedik ama hikayesini öğrendik. Ve benim Mimar Sinan hayranlığım tavan yaptı. Elimde fotoğraf olamadığı ve öğrendiklerim çok ayrıntılı olduğu için bu konuyu daha sonra ayrı bir başlıkta toparlamayı düşünüyorum.

Ve üçüncü noktamız 1708-1711 yılında yapılan Yeni Valide Camii. Diğer adıyla Valide-i Cedid Camii. 3.Ahmet' in annesi Gülnüş Sultan tarafından yaptırılmış. Türbesi de caminin hemen yanında. Caminin 5 adet giriş kapısı var.

Yeni Valide Camii

Yeni Valide Camii


Ve camilerde bu şekliyle  nadir gördüğüm hünkar mahfili... Sanırım yüzyıla yenik düşmek üzere. Biraz yıpramış ve destekle duruyordu. Umarım tekrar kazandırma çabaları vardır. Bir de bu bölümün hemen sağ tarafında ''muvakkithane '' var.

Yeni Valide Camii


Muvakkithane ise mekanik saatin olmadığı yıllarda gökyüzü gözlenerek zamanın ayarlandığı, uğurlu gün ve ayların belirlendiği, namaz vakitlerinin tayin edildiği, astronomi, matematik gibi derslerin verildiği yerlermiş.

Valide-i Cedid Camisi


Cami'nin içinde mihrabın hemen solunda boş ahşap bir pano var. Aslında zamanında doluymuş. Maalesef içindeki kabe örtüsü kesilerek çalınmış...

Yeni Valide Camii

Bu camide en hoş hoşuma giden kuş evleri. 4 adet kuş evi var. Ama bir tanesine kuş evi demek yetmez resmen saray. Kuş sarayı... Nasıl zarif bir mimarlık, ince düşünce ve şefkat... Kuş evlerinin en güzel örneklerinden biri bu olsa gerek.

Yeni Valide Cami - Kuş evi


Yeni Valide Cami - Kuş evi


Ve yine nadir gördüğüm hatta yeni öğrendiğim nokta ise, caminin 3 yerinde Hz. Süleyman' ın mührü bulunuyor. Hz. Süleyman mührü, zamanında padişahlar savaşa giderken bu motifin işlendiği gömlekler giyermiş. Barbaros Hayrettin Paşa' da denizde rüzgara hükmetmek için sancağına bu mührü yaptırmış.

Yeni Valide Cami - Hz.Süleyman Mührü


Rotamıza devam ediyoruz. Aziz Mahmut Hüdayi. Bu yürüyüşten sonra bayağı yorulduğumu hatırlıyorum. Ama daha programın yarısında idik. Ve ve yine restorasyon. Detaylı gezi yapamıyoruz burada da. Ama hikayesinden, rivayetlerinden çok bilgi alıyorum. Türbeyi ziyaret edip ayrılıyoruz. Ziyareti yoğun olan bir yer. İlk giriş kapısında yazan sözler ise ;

Aziz Mahmut Hüdayi


"Bu meşet Allah yolundakilerin cesetlerinin, ruhlarının toplandığı yerdir. Azizim, buraya edeple gir. Burası Hüdayi' nin pak türbesidir. Ey gönül, eğer ilahi zevki tahsil edeyim dersen böyle yap. Hüdayinin' nin kapısından giren elbet nasibini alacaktır." Aslında restorasyon bittikten sonra sırf bu nasibi almak için tekrar gitmek gerekir derim. Belki de nasiplenmişizdir kim bilir... Umarım :)

Aziz Mahmut Hüdayi


Aziz Mahmut Hüdayi' nin İstanbul ' un 4 bekçisinden biri olduğuna inanılır. Diğerleri ise Sarıyer' de Telli Baba, Beşiktaş' ta Yahya Efendi, Beykoz' da Hz. Yuşa. Beşiktaş gezimizde Yahya efendi' yi ekliyoruz. Gidilmedik bir orası kalmış çünkü.

Üsküdar gezisini başka başlıklara bölmeye karar verdim. Yazılacak o kadar çok ayrıntı var ki bu başlık yormasın istiyorum.

Bu arada 14 sayfalık bir notum olduğumu eklemeliyim. Gün sonunda blog için alınan notlar bana hediye edildi. İşim de kolaylaştı. Evet ya ben bügünümü güzel günlerim arasının en üst sıralarına alıyorum. Ve bir gün olurda bana yakın oturman duası ile bu yazıyı şimdilik sonlandırıyorum :)


Umarım herkes için faydalı bir güzergah ve keyifli bir yazı olmuştur.

Not : Bu camilerin içinde fotoğraf çekmek yasakmış. Sonradan öğrendik ki :(



5 yorum :

netrun dedi ki...

okurken yüzümde hoş bir gülümse, gözlerimde canlanan koşuşturmacalarımız, kulağımda hala hoş sohbetlerimiz, dualarımız, bilgi alışverişlerimiz ve aklımda nasıl geçtiğini anlamadığım zaman...

velhasıl ben yine gezmiş gibi oldum seninle üsküdarı.. iştahla, heyecanla tekrar arşınladım o sokakları, tarihi yerleri..

üsküdarın yeri ben de her zaman ayrıdır amenna..
manevi havası kaplar sanki hemen sizi..
anlayamadığım farklı bir aurası vardır..

ama emin ol bu geziden sonra gözümde daha da yüceldi..
farkındalığımı daha da artırdı..

artık her gittiğimde, gezdiğimiz yerlere her baktığımda sen geleceksin aklıma.. :)

sevilen bir dostla, aynı duygularla, aynı amaçla böyle bir gezi içinde olmak çok güzel..

daha ayrılırken bile diğer bir gezinin planını yapabileceğiniz bir arkadaşa sahip olmak ne özel.. :)

canım, ben de teşekkür ederim böyle bir anımın içinde olduğun ve varlığınla eşlik ettiğin için..

ben tekrarları için sabırsızlanıyorum şimdiden valla, haberin ola :))

Şerife Sezgin dedi ki...

:))) bende katılmış gibi oldum yolunuza gezinize,ne güzel yapmışsınız siz,çok faydalı olmuş.Gittiğim yerlere tekrar gittim sizinle,iyi seyirler takipteyim.Mimar sinan hayranı olarak Mihrimah Sultan Camii yazını bekliyorum,kitabınıda tavsiye ederim:)

Sweety Ant dedi ki...

Hangi kitap şerife merak ettim ... Hatta varsa alayım :)

Adsız dedi ki...

Canım ayaklarına yüreğine saglık.cok guzel anlatmıssın. Okurken hepsini yasadim sanki... aziz mahmut hüdayi hz türbesine gitmistim,inşallah bizde nasibimizi almışızdır. Ama tekrar gidesim geldi. Burcu...

Sweety Ant dedi ki...

İNş.burcucum:) daha nice gezilere diyelim o zaman .

Yorum Gönder

 

Hayat gezince
güzel...
Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea