İzli-oku-yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzli-oku-yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2016 Pazar

8 Saniye

Gönderen hayalieren zaman: Pazar, Eylül 11, 2016 0 yorum
Film, beni öyle böyle değil fena etkiledi. Özellikle benim gibi rüyalarına önem veren, rüyaların gücüne inanan biriyseniz siz de etkileneceksiniz.


8 SANİYE





Hani hep dersin ya bir film izledim hayatım değişti. Evet birden bir sıçrama, bir atılım yapmıyorsunuz tabi ki ama "8 Saniye" filmi ile bir bakış açısı, bir dokunuş yakalıyorsunuz. Bu yüzden eğer  bugünlerde birileri bana film izleyeceğim ne önerirsin diye sorarsa  tanıdık tanımadık herkese ''8 Saniye'' filmini önereceğim.


8 saniye


"Inspection" filmini izleyenler senaryo mantığı açısından yabancılık çekmeyecektir. Aynı senaryoya bizim kültürümüze ait dokunuşlar da serpiştirildiği için daha sıcak duygular hissedeceksiniz filme karşı. Hemen yanlış anlaşılmasın o film ile ilgisi yok "8 Saniye" filminin.

Senaryo gerçek hayat hikayesinden yola çıkılarak kurgulanmış ve zaten filmin başkahramanı Esra İnal' ın röportajlarını da okursanız hayatına dair önemli noktaların iyi işlendiğini düşüneceksiniz.

8 saniye


Filme dair yorumları okuduğumda ise ne kadar olumlu net yorumlar varsa bir o kadar da olumsuz yorumlar yapılmış. Herkesin değerlendirme kriteri farklıdır tabi ki ama bu kadar da olumsuz yorumu hak ettiğini düşünmüyorum açıkçası. Çünkü ben filme inandım. Ayrıca filmleri izlerken insanlar nasıl bir kafa ile izliyor çoğu zaman çözemiyorum bile. Muhtemelen herhangi bir film için filmin yarısında çıktım diyenler ile aynı hayat görüşünü paylaşmıyoruz demek ki ! 

8 Saniye


Ortalama olarak, maalesef ister istemez filme Türk Filmi ön yargısı ile yaklaştığımızda bu olumsuz tabuyu "8 Saniye" filminin kıracağını düşünüyorum. Özellikle sahne geçişleri,ses müzik ve rüya sahnelerinin çok iyi kurgulanması filmin sizi sarmasını sağlıyor. Özetle sinematografik olarak iyi yapılmış bir film.

Bu filmden sonra Ömer Faruk Sorak filmlerini sevdiğimi fark ettim. Türk filmleri bende yönetmen olarak çok yer etmiş sayılmaz bir kaç yönetmen dışında. Ayrıca yönetmen isimlerini aklımda tutmak konusunda iyi olduğumu da söyleyemem. Ama anladım ki bir Ömer Faruk Sorak filmi gerçeği oturmuştur artık bende. Genel olarak baktığımda çoğu filmini sevmişim ben :)

Elinde çok iyi hikaye olmasa bile film teknikleri ile bizi etkileyebilmiş filmleri de düşünürsek benim için bu film üst sıralarda yerini aldı bile. 





Ayrıca filmin sinopsis bölümünde yazan şu cümle bile merak uyandırıyor:

"Bu film; Esra’nın akıl hastanesinden çıkıp, dünyanın dört bir yanında seminerler vermeye doğru uzanan başarı öyküsünün bir kesitidir" Oyuncu olmayan birinin bu kadar başarılı bir oyunculuk sergilemesi de bence taktire şayan.


8 saniye

Filmden sonra ilgimi çeken Toltek Bilgiliği hakkında bir kitap alıp okuyacağım. Muhtemelen ilerleyen günlerde kitap hakkında bir şeyler bulursunuz sayfamda.

Evet tekrar ediyorum filmi izleyin ve keyif alın ve öğrenin. Kendinizi kendinize emanet etmeyi de unutmayın.

Aşağıdaki siteyi de incelemenizi öneririm.

http://www.esrainal.com/

Sevgilerle hayalieren :)

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Little Boy- Ufaklık

Gönderen hayalieren zaman: Pazartesi, Mayıs 09, 2016 0 yorum

Keyifli, tatlı bir film izlemek isterseniz Little Boy filmini mutlaka izlemelisiniz.

Little Boy


Hele ki bu aralar keyfiniz yok; kendinize, yapacaklarınıza inancınız kalmadı ve tam da toparlanmaya ihtiyacınız var ise ayırdığınız zamana değecek bir film.

Çünkü içinde boyuna rağmen başarmak için sonuna kadar mücadele eden bir ufaklık var. İlham almanız için küçük diyologlar ve esprili anlarla ile durgun ama öğretici yanı ile film sizi sarıyor.



Little Boy


Filmlerin bu hayattan koparıp kenara çeken büyüleyici tarafı beni hep etkilemiştir. Sadece bu film için demiyorum ama iyi öğretisi olan bir film gerçekten bana bir bakış açısı bi keyif anları yaşatıyor. İzledim bitti filmlerini de  okudum geçti kitaplarını da hiç bir zaman sevemedim.

Her filmden öğreneceğim mutlaka bir şeyler vardır belki de ben kaçırmışımdır ama bazıları gerçekten zaman kaybı iken böylesine tatlı hikayesi olan filmi ise kaçırmayın derim. Hele ki kendini yeni bulmaya çalışan genç arkadaşlarıma mutlaka öneririm.






Ayrıca çocuk yetiştiren bireylerin de farklı noktalar yakalayacağını düşünüyorum. O ufaklıkların birey olduğunu unutmayın diye bu tarz filmleri özellikle izlemeniz gerek.



Bu aralar belli konular üzerine yoğunlaşmış filmleri izlemeyi tercih ediyorum. Başarı, özgüven ve inanmak üzerine kurgulanmış filmler favorilerim.




Bir de uzun süredir merak ettiğim, ufak ufak araştırdığım Japon Kültürü üzerine bir kaç sahne yer alması beni yine etkiledi. Şimdi daha çok merak ediyorum. Bu yazı aracığı ile Japonya hayalinin de evrene mesajını göndermiş olalım. İnşallah nasip olur :)






Herkese iyi seyirler olsun. Bol bol tavsiye filmlerine ihtiyacım var haberiniz ola :)


Fragmanı da sizlerle;





6 Mart 2016 Pazar

Love and Mercy

Gönderen hayalieren zaman: Pazar, Mart 06, 2016 0 yorum
Aşk ve Merhamet / Love and Mercy

Durağan, soğuk ve yavaş... Olması gerektiği gibi bir dram filmi.

Love and Mercy


Karekterlerin içine tam giremediğiniz, hikayeye sarılamadığınız, anlatmak istenen kişinin çok da muhteşemliğini anlayamadan filmin bitmesi. Flashback ve flashforward arasında geçişlerden hiç bir noktanın sonuna kadar gidilemediği... Misal bir şarkısını sonuna kadar dinlemek istiyor filmde...

Neyse bu da böle bir film. Benim için önemli olan kısmı ise aşağıdaki satırlardan okuyabilirsiniz.


Love and Mercy



Film gerçek bir hikayeden uyarlanmış. Hikayenin özünü araştırdığınızda google görsellerde çıkan gerçek fotoğraflara ne kadar da yakın çalışıldığını göreceksiniz. 

Bana gerçek hikayeden uyarlanmış filmler daha büyüleyici gelir zaten. Bu filmi de bir insanın   nasılda tekrar özüne döndüğünü ve verilen gerçek mücadelenin gücünü görmek istediğim için izledim. Bu yüzden bunu sizde bilin  istedim. 








İstanbulname Müzikali

Gönderen hayalieren zaman: Pazar, Mart 06, 2016 0 yorum

''İstanbulname'' 

Geçen haftalarda tiyatroya giderken uzun zamandır canımın müzikal istediğini sesli söyledim ki bir haftaya kalmadan kendimi müzikalde buldum. İnsan isteyince oluyormuş demek ki :)

Tanıtımda müzikal komedi yazıyor. Çok güldüm mü? Hayır. Seyirci çok yükseldi mi? Hayır. Performanslar iyi miydi? Evet :)

Açıkçası beklentim çok yüksek değildi. Nitekim öyle de oldu. Klasik bir hikaye, ünlü oyuncular, sahne, ışık ve müziğin etkisi ile farklı bir gece geçirdik sadece. 

İstanbulname


Benim için gecenin en güzel yanı, Kayhan Yıldızoğlu'nu sahnede görmek isteğimin gerçekleşmiş olması idi. Çünkü yaşına rağmen sahnede olmasına gerçekten saygım büyük. Kısa hikayesini ve sanat yaşamının ne kadar dolu olduğunu görmek isterseniz Tıklayınız.

Oyunun ikinci perdesi birinciye nazaran daha iyiydi. Geceniz güzel geçmesi için İstanbul' a çok daha büyük prodüksiyonların, müzikallerin yapılması umuduyla daha iyiyi bulana kadar müzikal seyretmeye devam edeceğim. Lütfen sizinde müzikal tavsiyeleriniz olursa yoruma ekleyin. 


İstanbulname


Aşağıda müzikalin hikayesini okuyabilirsiniz. 


"İstanbulname" müzikalinde olaylar eski İstanbul sokaklarında geçer. İstanbul'da bir arada yaşayan, aynı mahallede oturan Meyhaneci Agop, güzeller güzeli kızı Angel, Kabadayı Ali, Madam Eleni gibi farklı kültürel kimliklerden gelen karakterlerin hayatları çevresinde şekillenen müzikalin arka fonunu Pera – Beyoğlu ve kozmopolit yapısıyla "Eski İstanbul" teması oluşturur. 

İstanbulname



Bambaşka kültürel kimliklere sahip fakat bir arada barış içinde yaşayan insanların hayat hikayelerinin birbirine geçerek aktarıldığı oyunda, olaylar Uğurböceği'nin (Nükhet Duru) ağzından anlatılır. Müzikal, İstanbul'da bir yangınla başlar. Tulumbacı Eğrikapılı Ali (Caner Cindoruk) ve adamlarının dört bir yandan yangın yerine koşmalarının ardından Ali'nin dostu rakip külhanbeyince öldürülür ve kızı Angel'in (Pelin Akil) kendisine emanet edildiğine ilişkin vasiyet haberi gelir. Kabadayıların kavgalarına, sokaklarda çiçek satarak güç bela yaşamını sürdüren Uğurböceği'nin hikayesi eklenir. Uğurböceği İspanya'da yaşayan kızına zenginlik içinde bir yaşam sürdüğü yalanını söyleyerek mektuplar yazmaktadır. Kızı Gül bir gün İspanyol soylusu Ferdinand ile evleneceğini ve damat adayının babası Kont'la beraber İstanbul'a gelip annesiyle tanışmak istediğini müjdeler. 


İstanbulname


Gelecek misafirlerin onu fakir haliyle görecek olması ve yalanlarının ortaya çıkması yüzünden kızının evliliğinin gerçekleşmeyeceğinden korkan Uğurböceği telaşlanır. Ali, ne yapacağını bilmez bir halde kalakalmış Uğurböceği'ni bu durumundan kurtarmak için mahallelinin de yardımıyla müthiş bir plana soyunur. Sarhoş Hakkı'dan zengin bir koca; Angel'den genç bir eş; Madam Eleni'den hanımefendi; Eleni'nin kızlarından akrabalar; kabadayılardan da İstanbul'un beyefendileri yaratılır. İşler iyice içinden çıkılmaz bir curcunaya dönüşürken bir yandan da yakışıklı kabadayı Ali ile güzeller güzeli Angel'in aşk hikayesi başlar.



Müzikalin Künyesi:

Yazan: Ferdi Merter
Uyarlayan: Selen Korad Birkiye
Yöneten: Şakir Gürzumar
Müzik: Cengiz Onural, Bora Ebeoğlu
Koreograf: Selçuk Borak
Dekor: Sertel Çetiner
Kostüm: Hale Eren

Oyuncular:

Nükhet Duru (Uğurböceği) Caner Cindoruk (Eğrikapılı Ali) Pelin Akil (Angel) Cezmi Baskın (Hasan Çavuş) Ozan Çobanoğlu (Kadırgalı Arif) Melda Gür (Eleni) Kayhan Yıldızoğlu (Kont) Selçuk Borak (Hakkı) Murat İpek (Kosta) Yiğit Yapıcı (Ferdinand) Ezgi Erol (Gül)

22 Ocak 2016 Cuma

Nil'ce Gençliğime Sevgilerimle

Gönderen hayalieren zaman: Cuma, Ocak 22, 2016 0 yorum
Hafta sonu çok soğuk olacaksa, belki bu haftayı evde geçireceksek o zaman silkelenmek için bi dinle, bi otur, çok düşün ...





Tam tarih hatırlamamak ile televizyonsuz hayatımız sanırım 2 yıl oldu. Nasıl iyi geldi anlatamam. Bazen acaba bazı şeylerin iyi gelmesi, bununla alakalı mı diye düşünürüm.

Tavsiyem siz de çıkarın .Yapabiliyorsanız :)

Zamanım mı yok? Cevabım : O da ne ?

Boş vaktin de ne yapacağını bilmiyorsun? Bence SEN ne olmak istediğini bilmiyorsun :)

Hayalleriniz bol,gülümsemeniz daim olsun.

Kestane diyorum iyi gider şimdi :)







Dinleyiniz Nil Karaibrahimgil



29 Ağustos 2015 Cumartesi

Güzel Şarkı.

Gönderen hayalieren zaman: Cumartesi, Ağustos 29, 2015 0 yorum
Güzel şarkı... Güzel mesaj... Düşünmek lazım...

İyi seyirler olsun.

18 Mart 2015 Çarşamba

Sherlock Holmes Dizisi

Gönderen hayalieren zaman: Çarşamba, Mart 18, 2015 0 yorum
Gelmiş geçmiş en iyi Sherlock Holmes bu dizide canlandırılıyor bence :) Bir çok Amerikan, Kanada vs yabancı dizisi izlemiş olmama rağmen artık dizi diyince aklıma ilk önce bu dizi gelecek.

Sherlock Holmes


Çok kaliteli bir çekim, çok iyi oyuncular, sizi içinize çeken İngiltere sokakları ve sembol taksileri kısaca tam bir İngiliz dizisi.

Hele Sherlock'u canlandıran Benedict Cumberbatch 'in soğuk ve sıradışı yüzü, ukala tavrı ile evet evet Sherlock bu olmalıydı diyorsunuz. Valla siz demeseniz bile ben dedim şahsen. Hatta ilk bölümde kesinlikle bu rol için biçilmiş kaftan dedim.


Sherlock Holmes



Replikler de çok iyi. Kısa, net, kıvrak, zekice, espirili, çok iyi çok iyi.   :)


Modern Sherlock, dizi anlayışınıza çok iyi soluk getirecek...Sinema tadındaki bölümlerini keyifle seyredeceğinize emin olabilirsiniz.

Seyredenler seyretmeyenlere seyrettirsin lütfen... !

Sherlock Holmes






24 Şubat 2015 Salı

Aamir Khan - P.K Peekay

Gönderen hayalieren zaman: Salı, Şubat 24, 2015 0 yorum
Valla ben bu adamın filmlerini seviyorum bilen biliyor. Öyle uçlarda yorum yapmayacağım ama kısaca filmi çok SEVDİM.

Ben son filminde gittikçe Amerikan filmlerine yaklaşıyor diye düşünmüşken yine tadından yenmez bir hint filmi ile karşılaştım.



Öyle bambaşka bir konudan çıkıp, konu nasılda kimsenin konuşamayacağı konular üzerinden geçip nasılda güzel bir aşk hikayesine dönüyor anlayamıyorum. Yine bu geçişler arasında kafanızda deli sorular ile boğuşurken müzik ve dans sizi kenara çekiyor.


Aamir Khan kendi ülkesindeki sorunların çıkış noktası ile başlıyor. Hindistanda yaşayan bir sürü din' den alıntılar yaparak din, inanmak, sorgulamak, gelenekler, tabulardan çıkarak sorulara yöneltiyor sizi.
Açıkçası bu aşamada hiç bir insanı kırmadan film çekmek cesaret işi. 

Kendinize geldiğinizde dinlere saygıyı,din algısını sorgularsınız ama önce bırakın kendinizi filme... :)

Sonraki sahnelerde senaryo kendini gösteriyor ve siz yine nasıl yani oluyorsunuz. 

Kısaca yine beklemediğiniz düşünmediğiniz bir film ile karşılaşıyorsunuz. Sanırım en çok bunu seviyorum Aamir Khan filmlerinde. Bir çok şeyi barındırıyor süprizlerle dolu ve tahmin ettiğiniz gibi olmuyor. Samimi oyunculular, sıcacık diyaloglar, renkli sahneler ve mekanlar.


Filmin adı P.K Peekay. Anlamı mı bilmiyorum. Çünkü farklı şeyler yazıyor. Emin olduğum güvenilir bir kaynak bulursam da eklerim.

Hadi gene iyisiniz filmde gülmek için de ağlamak için de çok şey bulacaksınız... Altta ki video filmin en güzel sahnelerinin geçtiği mekanlar ve oraya bu yaz gitmeliyim dedirtiyo. Burdan da duyurmuş olalım.  :)))) İzinler ayarlansın. Hesaplar yapılsın. Haritalar, yollar, mekanlar çalışılsın. Hafta sonu kahvesi için güzel mekan ...


Filmin müzikleri çok güzel cümlesi ile de bitirelim. Ben duygusal olanı paylaştım. Çünkü mekan çok iyi. Eğlenceli olanlardan bolca var zaten. Veee içinde bisiklet olması paylaşımımda çok etkili de olmuş olabilir :)

Not: İzlemeyenleri mutlaka uyaralım.Zorla Aamir Khan fanı yapalım. Bu linki de yayalım :)

Son not: Aamir Khan 'ı tanımayan var mı acaba ?






iyi Seyirler olsun...

23 Şubat 2015 Pazartesi

Tiyatro- Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz ?

Gönderen hayalieren zaman: Pazartesi, Şubat 23, 2015 1 yorum
Cuma günü evde tiyatro günü ilan edilince oyunlar sıralanmaya başladı :) Yorgun argın cuma akşamı yola çıkıldı ve trafiksiz güzergahlar seçildi. Sonuç mu ? Dinlenmiş olarak eve dönüldü. 

Tiyatro gerçekten büyüleyici, diğer sanat dallarından farklı, eşi benzeri olmayan bir dal. Her gittiğimde kendimi özel hissediyorum. Oyunu beğenip beğenmemek kişinin algısına bağlı ama ben hep keyif alıyorum. Özetle gittiğimiz için mutlu olduğumuz eğlendiğimiz bir oyun oldu.

Bu arada cuma gecesinden bir aktivite yapıldıysa o hafta sonu daha uzun geçiyor. Söylemesi benden.

Oyuna gelince; sıcak, bizden, sitcom tadında, keyifli anların olduğu müzikal tadında bir oyun.


Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz ?

Oyunun künyesinde yazanlar ise ;

Eşini kaybetmiş ve tüm gayesi gözlerini kapatmadan önce kızını evlendirmek olan bir anne ve hayatın sıradanlığına kendini bırakmış mutsuz, umutsuz bir kadın. Ismarlama evliliklerin dayatılmasıyla kendisine karşı daha da hırçın davranan kızıyla annesinin komik öyküsünün anlatıldığı oyun, aynı zamanda “evlilik” meselesinin toplumsal hayattaki yerini de komik bir dille sorgulayıp bu noktadaki çarpıklıkları gözler önüne seriyor. 

Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz ?


Not: 
Ekin Yazın Dostları 2014 Tiyatro Ödülleri, Komedi Dalında Yılın Kadın Oyuncusu, Hanife Şahin

Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz ?

31 Ocak 2015 Cumartesi

Geçtim Ama Tiyatrodan

Gönderen hayalieren zaman: Cumartesi, Ocak 31, 2015 0 yorum
Konusu ilk etapta uzak görünebilir. İlgi çekmeyebilir. Fakat oyunun aralardaki ince espirileri, eğlenceli oluşu ile iyi ki gittim dediğim pişman olmadığım ve tavsiye edebileceğim bir oyundur. 

Geçtim Ama Tiyatrodan


Her dönem geçerli olan iktidar savaşları ile konusu çok da uzak kalmayacaktır. 

Sanırım beni her zaman etkileyen şey oyunun interaktif oluşu bu oyunda yerli yerince güzelce kullanılmıştı.

Geçtim Ama Tiyatrodan


Oyunun künyesinde yazan ise ;

Yeton Neziray’ın kaleme aldığı, Senem Cevher’in çevirisini yaptığı oyun, Kosova Devlet Tiyatrosu’nda geçmektedir. Uzun zamandır Devlet Tiyatrosu’nda çalışan ve maaşlarını alamayan tiyatro sanatçılarına Spor Bakanı Sekreteri tarafından bir emr-i vaki teklif gelir. Başbakanlık, Kosova’nın bağımsızlığını ilan edeceği tarihte sanatçıların bir gösteri yapmalarını ister. Ancak bağımsızlık günü belli değildir. Dahası başbakanlık genelgesinde konu sınırlaması sansür getirmiştir. Bu süreçte tiyatrodaki oyuncular, yapım için çalışmaya başlarlar. Ancak karşılarında devlet bürokrasisi, rüşvet, çıkarcılık ve sahtekârlık vardır.

Geçtim Ama Tiyatrodan

30 Ocak 2015 Cuma

Güneş Batarken Bile Büyük

Gönderen hayalieren zaman: Cuma, Ocak 30, 2015 0 yorum
Her zaman farkındalık yaratan filmleri, oyunları ve kitapları sevmişimdir. Bir de mutlu etmeli tabi. İyi ki geldim izledim okudum diyebilmeli insan.

Güneş Baterken Bİle Büyük


Sanırım bu duyguları çok dolu dolu yaşayamadım. Oyunu anlamak için entelektüel bir birikime, dönemin yazarlarına ve olaylarına hakim olmak gerekir. Yazarlar arasındaki atışmaları yakalayabilmek için daha öncesini, kitaplarını bilmek gerekir. Genel hatları ile oyunu anladığımı ama ayrıntılarda çok ta bana hitap etmediğini söyleyebilirim. Çünkü birikim olmadan anlamak çok zor. Hele bir de konu geçişlerini yakalamadıysan çok daha zor :)


Güneş Batarken Bile Büyük

Kısacası oyun genel seyirci için biraz zorlayıcı idi. Fakat yine de GEOTHE 'nin hayatına yansıyan dönemin iktidar oyunları görmek, yazarı daha iyi anlamak isterseniz gidebilirsiniz. 

Güneş Batarken Bile Büyük


Ve tabi ki başrol oyuncusunun performansı için izlenebilir.

Güneş Batarken Bile Büyük


Dönem kıyafetleri ile izlediğim oyunlar sizi de bir yerlere götürüp acaba antik tiyatrolarda oyun izlemek nasıl olur diye düşündür mü ?


Fimin Künyesinde yazanlar ; Johann Wolfgang von Goethe’nin alt sınıftan bir kadınla evlenerek Weimer’dan ayrılması ve taşraya taşınması sürecini konu edinen oyun, yazarın Napoleon istilası altındaki ülkesinde geçirdiği dönem, özellikle hayatındaki kadınlar ile ilişkisi odağında ele alınırken biz yazarın gözündeki dünyaya, yaşamına, hatta evine konuk oluruz.



24 Ağustos 2014 Pazar

Bi Küçük Eylül Meselesi

Gönderen hayalieren zaman: Pazar, Ağustos 24, 2014 1 yorum
İçinde Eylül var ve müziği güzel diye seyrettiğim bir film. İyi ki de seyrettim. Son zamanlarda seyretmediğim Türk filmlerini seyretmeye devam ediyorum. Bu film de benim iyi ki seyrettiğim filmlerden oldu.

Neden mi ? Çünkü senaryosu başka, mekanlar büyüleyici.   Farah Zeynep Abdullah 'ın enerjisi çok iyi filmde. Ve senaryosu ise alışılmışın biraz dışında. Klasik romantik bir film değil. Başka bir  film. Özetle sevdim.

bi Küçük Eylül Meselesi



Sanırım fragmanı değil ama Nil 'in şarkısı çekti beni filme. Zaten fragmanı da bu yazıyı yazarken izledim :) 




Karikatürlerde çok güzeldi. Filme farklılık katmıştı. Bi Küçük Eylül Meselesi 'ni  izlediğimde bu film başka bir dilde de izlettirir kendini dedim. Özelikle kullanılan mekanlar filme sıcaklık katıyor ve orada tatil yapmayı hayal ediyorsunuz bir de müziklerle birlikte dalıyorsunuz hikayeye.

bi Küçük Eylül Meselesi


Açıkçası ben orada kahvaltı ve tatilin sözünü şimdiden aldım :)

İyi seyirler olsun. Şarkısı içinizi ısıtsın... 






18 Ağustos 2014 Pazartesi

Küçük Mucizeler Dükkanı - Debbie Macomber

Gönderen hayalieren zaman: Pazartesi, Ağustos 18, 2014 0 yorum
Eğer benim gibi bir kaç gün  düşüncelere ara vermek istiyorsanız bu kitapları okuyabilirsiniz. Hele yoğun bir tempodan çıktıysanız. Bugünlerde bu tarz kitaplar zaten çok popüler. Özellikle kapak tasarımları ile ilgi çekici ve sımsacıcık hissi veriyor.



Açıkça belirtmem gerekir ki edebi değeri olmayan okudum bitti eeeee dedirten kitaplar. Yani yeni bir bakış açısı, algı katmayacak ama küçük bir tad bırakacak. Siz de yorulmadan bir iki gün içinde okuyup sonra unutacağınız küçük hikayeler içinde olmak isterseniz tavsiye ederim. 



Kapak tasarımı dışında çevirisinin de başarılı olduğunu söyleyebilirim. Gerçi kavramsal cümleler içinde dolanmadığından da olsa gerek bu durum...

Bir Yumak Mutluluk kitabı, Küçük Mucizeler Dükkanı 'nın devamı niteliğinde.Baş kahraman aynı ve yeni karakterler eklenerek hikaye devam ediyor. Mutlu son yani.

Bana yeni kitaplar lazım. Burdan dostlara sesleniyorum gerekli gereksiz tüm kitaplarınız itinayla okunur ve zamanında iade edilir .

İyi okumalar olsun herkese.


10 Ağustos 2014 Pazar

Pazarları Hiç Sevmem !

Gönderen hayalieren zaman: Pazar, Ağustos 10, 2014 0 yorum
İçinde İstanbul geçen şarkılar, klipler, filmler hep en güzeli olmalı.

Şarkısı sardı beni aşağıda da şarkı linki var. İçinde İstanbul olması yeterliiydi. Eğer haftasonu için melenkoli bir ruh hali varsa içinizde tıpkı bugünkü havalar gibi biraz enterasan hüzünlü bir film izlemek isterseniz tavsiye ederim.


Pazarları Hiç Sevmem




 


Filmin aksine daha mutlu bir klibi var Nil'den. Dinlemek isterseniz tıklayınız.   Bu filmi de öyle çok sevdim denilemez. Herkes izlesin diyemem lakin çözemediğim bir şey var. Arada böylesini de izlemek lazım demekki.


Film yelpazemizi genişletiyoruz. Bazen İtalyan klasikleri, bazen kasaba filmleri. Bölünce böyle ruh haline göre filmleri sanki daha keyifli. Var mı önerisi olan? 

İyi seyirler olsun.


23 Haziran 2014 Pazartesi

Aamir Khan - Dhoom 3

Gönderen hayalieren zaman: Pazartesi, Haziran 23, 2014 0 yorum
Duymayan kalmasın Aamir Khan'ın  yeni filmi Dhoom 3 vizyonda!

Dhoom 3


Bir Amir Khan fanatiği olarak uzatmadan söylemeliyimki filmi sevdim. Hele hele bana sürpriz olarak sunulmasını ayrı sevdim. Siz de kendinize iyilik yapıp farklı bir sinema keyfi yaşamak isterseniz bu fırsatı kaçırmayın.



Batı teknolojisinin yanında Doğunun duygusunun eklendiği nadir filmlerden. Standartı çok yüksek  bir Hint filmi olmuş gerçekten, özellikle aksiyon sahnelerinde çok emek verildiği belli. Düşerken uçan adamlar da Hint filminin keyfi :)

Dhoom 3


Amerikan kovalamacasına bir de Hint müzikleri eklenince tadından yenmiyor. Film mekanları, kamera açıları, çekim teknikleri, renkler, müzikler ve danslar etkileyici. 

Ayrıca her seferinde böyle yetenekli ve güzel gözlü çocukları nasıl buluyorlar? Oyunculuk gerçekten çok iyiydi. 

Dhoom 3


Söylemeden geçemeyeceğim ki :) Aamir Khan' a ilham perisi falan değmemiş bildiğin üstüne düşmüş peri. Kaç insan barındabilir içinde müziği, sesi, oyunculuğu ve aynı zamanda filmlerinde verilen duyguyu.

Her filmde kullandığı bir mesaj var ki gene insana insan olduğunu hatırlatan. Farklılıkların eksikliklerin, aslında güçlü bir yanı olduğunu anlatan. Gerçek hayat hikayesinin bu kısmını gerçekten merak ediyorum. 

Son olarak bu güzel sineme gecesi için gerçekten çok çok teşekkür ederim. 

Dhoom 3


Not: 3d olarak seyrettiğim ''Yarının Sınırında'' filmine de zaman harcamayın :) Adam yapımcıdan kısayım diye dönmüş senaryo içinde aynı aynı sahne. Ama Amir öylemi süprizler le dolu:)

İyi seyirler olsun...

Özel not :) teşekkür etmişmiydim.





9 Ocak 2014 Perşembe

Yunus Emre - Aşkın Sesi Filmi

Gönderen hayalieren zaman: Perşembe, Ocak 09, 2014 4 yorum
Ne kadar kitabını okusanız, adını duysanız da bazı kişiler hakkında maalesef çok az şey biliyoruz. Misal Yunus Emre ve daha niceleri. Gerçi filmi de çekilse yetmeyecektir karakterini anlamaya. 
Örneğin merak ederim Yunus Emre en çok hangi rengi sever, en mutsuz olduğu zaman ne zamandır, başka diyarları görmeyi arzulamış mıdır? Günlük yaşamında da şiirsel mi konuşur ?

Ama yine de çok şükür ki filmi çekildi. Evet Yunus Emre - Aşkın Sesi filmi sayesinde artık  kafamızda canlandı. Bize de izlemesi kaldı. 

Diyolagtaki her sözü ile tüh keşke not alsaydım dedirten, sesi ve görseli ile belgesel tadında bir film. Mekan seçimleri gayet güzel.

Hikayesi  kısaca arayışı. Şair oluşunun yolculuğu ve yolculuğunun  önemli noktaları. 

Genel hatları ile kısaca hayatını  okumak isterseniz tıklayınız.



Filmin künyesinde yazanlar ise ;

Anadolu'nun derinliklerinden yayılan ışığın; sevgiyi ve aşkı harmanlama öyküsüdür. 
Kan ve savaşın ortasında kalan Anadolu köylüsü Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli'nin verdiği nefesi kabul etmez, buğday ile avunur. 

Kısa sürede yaşadığı pişmanlık Yunus'u zamansız bir ilahi aşk arayışına sürükler. 

Artık ne buğday vardır ne de Yunus. Aşkı arama yolunda Yunus tüm sevdiklerini feda ederken dünyevi aşkla bağlandığı Balım Kızı' da görmezden gelir. 

Yunus Anadolu'nun tüm erenlerini ilahi aşkı arama yolunda ziyaret edecek, gerçek sevgiyi ve aşkı bulmaya çalışacaktır. 

Aradığının kendi içinde saklı olduğunu bilemeden...





Bugünlerde kendinize bir iyilik yapıp, hayata tutunma amacınızı görmek isterseniz film vizyonda. İzlemeniz tavsiye edilir.


30 Eylül 2013 Pazartesi

BBC Afrika Belgeseli

Gönderen hayalieren zaman: Pazartesi, Eylül 30, 2013 2 yorum
Ben öyle hayvan konulu belgeselleri sevmem. Fazlaca aslan belgeseli gösterilmesinden olabilir. Belgesel dediğin kültür, gezi, buluş, bilim oldumu tadından yenmez.

bbc afrika

Ama bu belgesel ki onu bir kategoriye koymak yeterli gelmeyecektir. Kesinlikle görsel bir şölen. Film kalitesinde kamera açıları ve film efektleri eklenerek ses kalitesi ile belgesel anlayışını değiştirecek türden. Üstüne üstlük yeni öğrendiğiniz bilgiler ile keyfiniz katlanacak.

bbc afrika

Zaten belgesel denilince aklıma BBC geliyor. Bu konuyu aşmışlar. Yapımcısı David Aftenborough seslendirmesini yapıyor. Bence sunumu da başarılı. Sunduğu mekanları gördükçe Afrika' nın halen ne kadar da bilinmezleri olduğunu düşüneceksiniz.

bbc africa David Aftenborough

En güzel yanı ise bazı sahneleri nasıl çektiklerini son dakikalarında gösteriyorlar ve birkaç saniyelik sahneler için aylarca beklenildiğini görüyorsunuz. Belgeseli çekenlerin ise işini o kadar çok sevdikleri belli ki konuşmalarından ve yüzlerinden okuyorsunuz bunu. Ayrıca standartların dışında, ne kadar farklı iş yapıyor olmaları kıskandırıyor insanı.

bbc africa


Her belgesel seyrederken siz kainat, varoluş kavramlarını sorgular ve şükreder misiniz ?

Bu arada BBC Afrika mutlaka orijinal dilde izleyiniz.

İyi seyirler olsun.


23 Eylül 2013 Pazartesi

Aamir Khan - Fanaa

Gönderen hayalieren zaman: Pazartesi, Eylül 23, 2013 0 yorum
Yine Aamir Khan. Yine güzel film. Yine izleyemen kalmasın. Nasıl bir duygu yoğunluğu, nasıl da masum aşk içinde kayboluyorsunuz. Garip bir ruh hali ile izliyorsunuz.

Birden değişiyor herşey, yanlışlıkla  kanal  değiştirmişssin gibi. İki farklı film tarzı ile harmanlanmış sen ne oluyor ki derken beklemediğin sonuçlar çıkıyor. Aşk filmi oluyor aksiyon.

Aamir Khan - Fanaa

Film de fazlasıyla kullandığımız Türkçe kelimelerin de var olduğunu göreceksiniz.

Başroldeki kız nasıl güzel, nasıl bakıyor öyle nasıl da güzel gülüyor ve Aamir Khan' ı iki farklı versiyonda görmek farklı geliyor.

Son sahne bitiriyor insanı... Ama ben romantik film izleyecektim :( aksiyonu da geçtim ne zaman dram' a geçtik. Ve bu kadar geçişi yormadan izliyorsunuz.

Ve tabi müzikler, sözleri... Keyif versin diye sunarım size :)









Uyarmadı demeyin film çoook uzun.


22 Ağustos 2013 Perşembe

Aamir Khan - 3 idiots

Gönderen hayalieren zaman: Perşembe, Ağustos 22, 2013 1 yorum
Evet, sanırım hayatımda ilk defa bir filmi ikinci defa izledim. Filmi izlemek isteyen bir arkadaşımız için hemde. İyi ki de izlemişim. Yine çok beğendim. Güldüm, hüzünlendim ve düşündüm.

Aamir khan 3 idiots


Aamir Khan' dan yine çok güzel hazırlanmış, eğitim sistemine, hayattaki kararlarımıza, duruşumuza göndermeler yapan eğlenceli film. Bizdeki sorunlarla eşdeğer olduğu için konusu ile bizlere de çok şey öğretecektir.

Film' in müzikleri çok güzel. Daha sonra açıp dinlemek için google' dan yardım almanız gerekebilir. Sanırım dansları da bu film de daha az kullanılmış. Süre açısından diğer filmlere kıyasla kısa bir hint filmi bile sayılır.

Aamir khan 3 idiots

Diğer filmlerine nazaran daha  avrupayi, teknikleri daha kaliteli. Ama gene de çok samimi ve sıcak. Mekanlar çok iyi seçilmiş. Hele son sahnedeki mekan neresi ise acayip göresimiz geldi. Hindistan sevgisi oluşuyor insanda.

Aamir khan 3 idiots

İzlerken konuyu bıraksanız bile filmin eğlencesi, müzikleri ayrı yerlere götürür sizi. Ama konusu zaten hayattaki duruşunuzu etkileyecek kadar sağlam. O nedenle yine her anne babanın, eğitimcinin ve özellikle gençlerin ayrıca seyretmesi gereken bir film.

Aamir khan 3 idiots


Aamir Khan' ın her filminde toplumdaki yanlış anlayışa karşı tutum sergilemesi hoşuma gidiyor. Sanki bu adam dünyaya geliş nedenini bulmuş. Keşke bizimde filmlerimizde insanı insan yapan, insanlığına değer katan filmleri çoğalsa.

Özet, herkesin film zevki farklıdır siz kendinizce seyredin ama mutlaka seyredin.

Aamir Khan bugünlerde Türkiye'ye gelse ya. Konser olur, film olur, gezi olur. Gelsin yani.

''Her çocuk özeldir'' yazısında 3 idiots'a gönderme yapmıştım. Bunda da Fanaa diyelim. İyiydi diyelim.
 

Hayat gezince
güzel...
Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea