İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Bugünlerde ...

Gönderen hayalieren zaman: Çarşamba, Ağustos 12, 2015 1 yorum
Bugünlerde kafası karışık ve yine bekleyişteyim. Umutluyum :) Duadayım...

Hikayeden dersler çıkarıyorum. Sahi ben niye dolanıp duruyorum?


Yine keyif aldıklarımı yapıyorum. Dış dünya ya neredeyse kulaklarımı tıkadım. 

Malum bugünlerde ülke nefes alınacak gibi değil.  

Kendi kendime mutlu olmanın yolarında geziyorum. 

Bugünlerde yine öğrenme döngüsü içindeyim bakalım nereye gideceğim. Hazır işyerinde bu kadar İngilizce konuşmam gerekiyorsa daha fazlası için hikaye kitapları aldım elime.  Gittim bir de fotoğraftaki kalemliği aldım. Zaten bir şeyler yazmanın, okumanın en zevkli kısmıda bu değilmi :) Gideyim de kendime yeni kalemler alayım. Malum kelime defterimiz iki renk olamaz ... :)

Hedefi şuraya yazayım da kendime hatırlatma olsun. Dil tazminatı alcam ben. 

Kafası karışık postan elveda...

Hayat hikayelerimiz heyecanlarımızı paylaşabilen gerçek insanlarla dolu olsun.  Vefa duygusu olan 
silip atamayan insanlar dilerim. 

Sevgiler...

Fondaki müzikte video da sizi bekler. Ne güzel bir tınısı var. Şarkının hikayesi bilen var mı? 

Elveda demiştim dimi :) kaçtım.








2 Ağustos 2015 Pazar

Bahçemiz ve Biz MASAALLAH ‘larınızı Alırız :)

Gönderen hayalieren zaman: Pazar, Ağustos 02, 2015 2 yorum


Böğürtlenlerimi yerken yazdığım bu satırlar özlem duyanlara gelsin. Alttaki video organik görüntüler içerir.



Çok şükür, bin şükür İstanbul sınırlarında böyle bir bahçemiz var.  Büyük emek ve zaman isteyen bahçenin daha çok keyfini süren taraftayız.  Artık marketten neredeyse çok az şey alıyoruz.  Bazı şeyleri ise tadımlık yiyoruz. Ama şu bahçeden tanıdık tanımadık çok kişi nasiplenmiştir. Umarım herkese de şifa olmuştur.

Şimdilik hafta sonları zaman ayırsakta tam gün zaman ayırmalı hayaller kuruyoruz. Ve dileyen herkese nasip olsun diyoruz.

Bahçesi için büyük emek harcayan annemin ellerine ve yüreğine sağlık.

İyi seyirler...

Videonun sonundaki sebze dolmalık biber değil ağaç bamyadır :)
Kendisi bayağı lezzetlidir. Refika'dan tarif bile var. Tarif için Tıklayınız lütfen.

Not : Kara lahananın yetiştiği toprakta brokoli yetişmez.
Siyah ve pembe domates çeşitleri vardır.
Dikenli salatalık duydunuz mu ?



19 Eylül 2013 Perşembe

Üsküdar Gezilecek Yerler

Gönderen hayalieren zaman: Perşembe, Eylül 19, 2013 4 yorum

İstanbul


İstanbul' da o kadar gezilecek yer, mekan, cami, müze var ki sanırım her yerini gezebilen çok az insan vardır. Ya da bilinçli gezen... Gezdiğinin hikayesini bilen...

Hayatımın güzel zamanlarında hissediyorum kendimi ve şükrederek daha güzelini bekliyorum. Geziyorum, okuyorum, fotoğraflıyorum ve kendimce yazıyorum. İyi geldi sanırım burası bana. Hiç bitmez umarım yazma isteğim.



Bu sefer gezi nasibini Üsküdar' dan yana kullandık. Sıcak, yorucu ama hatırda kalıcı güzel bir gezi oldu. Bol bilgili... Bir kaç noktayı gezdik. Ama yazılacak aslında o kadar çok konu var ki önce bu şekilde bir başlık ile bölmeye karar verdim.

Sahilden başlayarak gezdiğimiz yerler sırasıyla bilgi almak isterseniz eğer ;

Kuşkonmaz cami, Mihrimah Camii, Valide-i Cedid cami ve Aziz mahmut Hüdayi için lütfen buraya ,

Valide Atik Camii için lütfen buraya,

Kısa bir Kuzguncuk gezisi için buraya beklerim sizi.

Bizim gezimizde şimdilik olmayan, yorulduğumuz için vazgeçtiğimiz bir kaç nokta daha var aslında. Yaptığımız gezi sahilden ayrılmadan yürüyüş gezisinde olan yerlerdi. Gezdiklerimizden restorasyonda olanlar olduğu için ayrıntılı gezemeyip az yazdığım ve tekrar gezmek istediklerimizde oldu.

Siz dilerseniz gezinize ayrıca  Kara Davut Paşa Camii, Mimar Sinan Çarşısı'nı  ve Rum Mehmet Paşa Camii' sini de  ekleyebilirsiniz.

Bol gezmeli günler dilerim :)

Not: Görsel için helikopter ve uçuş ekibi kiraladım birde uçuş izni aldım. Bana çok pahalıya geldi. Gerçi internetten de bulabilirdim ama yapmadım :) Yanlış anlaşılmasın sadece bu yazı için yaptım.


16 Eylül 2013 Pazartesi

Üsküdar - Kuzguncuk

Gönderen hayalieren zaman: Pazartesi, Eylül 16, 2013 1 yorum

Kuzguncuk

Kuzguncuk

Üsküdar gezimizin neredeyse sonu sayılır. Artık yemek yememiz lazım. Saat geç olduğu için Paşalimanı bölümünü otobüsle transit geçip kendimizi Kuzguncuk' a bırakıyoruz. Birden iklim değişiyor. Resmen köy havası var burada. Köklü ağaçların gölgesi ve kokusu sarıyor seni. Bir an, bu kadar kısa bir yolculuk olmasına rağmen İstanbul 'dan çıktım sandım kendimi. Burada yaşayanlar çok şanslı olmalılar. Sanki şehrin koşturmacası burada durmuş gibi. Herşey sakin...

Kuzguncuk

İster sahil boyu, ister ara sokakları gezin... Biz topu topu belki de üç bilemedin dört sokak gezebilmişizdir. Buna rağmen üç tane gelin fotoğraf çekimi gördük günlerden Perşembe olmasına rağmen.

Kuzguncuk

Öyle çok fotoğraf çekmedim çünkü bir an önce oturmak istiyordum. Gözüm ilk defa cumbalı evleri bu kadar görmezden geldi. Siz umarım daha çok ve bilinçli gezersiniz.

Kuzguncuk


Kuzguncuk

Kuzguncuk İstanbul 'un gerçekten yaşanılası semtlerinden biri. Mahalle kavramı sanki halen var olan yer gibi.

Kuzguncuk ismi de Evliya Çelebiye göre, II. Mehmed (Fatih) zamanında (1451-1481) buraya yerleşmiş olan “Kuzgun Baba” adlı bir veliden almış.

Semt aynı zamanda bir çok dizinin de mekanı. Örneğin ''Perihan Abla'' , '' Süper Baba'' , ve '' Ekmek Teknesi'' burada çekilmiş.

Kuzguncuk

Biz ''Perihan Abla'' sokağındaki ''Ekmek Teknesi'' isimli mekanda yemek yedik. Ekmek teknesi dizisinin fırını olan yer. Dışarda küçük 3-4 masası olan minicik bir mekan. Ben dizi sahnelerini pek bilmediğimden diğer mekanları hatırlayamadım ama kahvehane, berber hepsi bu sokak civarındaymış.

Kuzguncuk

Siz siz olun azıcık kendinize iyilik yapmak için bir yarım gününüzü bu semte ayırın . Gerçekten çok iyi gelecektir.

Kuzguncuk

Üsküdar yazısının ilk bölümlerini okumak isterseniz önce buraya ve buraya da beklerim.

Kuzguncuk


13 Eylül 2013 Cuma

Üsküdar ve Camileri 2 - Valide Atik Camii

Gönderen hayalieren zaman: Cuma, Eylül 13, 2013 0 yorum
Evet Üsküdar gezisine devam ediyoruz. Eğer ilk bölümü halen okumadıysanız önce mutlaka buraya beklerim sizi.

Valide Atik Cami' sine yürüyoruz. Bitmemişti sanki yol malum hava da çok sıcak. Neyse ki cami de uzun süre soluklandık.


Valide Atik Camii 

Valide Atik Camii Üsküdar 'ın en yüksek tepesine yapılmış ve Evliya Çelebi cami ile ilgili Seyehatname' sinde Orta Valide Sultan Camii diye adlandırıp aşağıdaki gibi ifade ediyor görüşlerini ;

"Atpazarı yakınında tarif olunmaz bir hayr-ı azimdir. Sultan III. Murat'ın validesi bina etmiştir. Bir bayır üzerinde olup güya nurdan bir kubbedir. Üç yanlarında cemaat tabakaları ve kandil tabakaları vardır. Burada da çeşitli billur cam ve pencereler vardır. Camiin yan kubbeleri olup hele büyük kubbesi çok yüksektir. Dış avlusu içinde çınar ve ıhlamur ağaçları vardır. Sağ ve solunda birer şerefeli iki münasip minaresi vardır. Binaları baştan başa mavi kurşun ile nurlu olup Mimar Sinan' ın sağlam olarak yaptığı binalardandır."


Valide Atik Camii


Seviyorum ben Mimar Sinan eserlerini gezmeyi. Hele ki Evliya Çelebi gözünden gezmek başka geliyor bana.

Cami içindeki çiniler İznik çinilerinin en güzel örneklerine sahipmiş ve bir bütün olarak düşünüldüğünde külliyesi İstanbul' un en kapsamlı külliyelerindenmiş. Cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, kervansaray, hamam, darülkurra ve darüşşifa'dan oluşuyor. Ama şu an sadece cami ve hamam kısmı aktif diğer bölümler ziyarete kapalı. Hamam bölümü de farklı bir işlevde kullanılıyor.

Valide Atik Camii


Camiyi yaptıran Nurbanu Sultan Hürrem Sultan' ın gelini. Aslen Venedikli ve güzelliği ile çok küçükken Hürrem Sultan' ın dikkatini çekmiş ve eğitim için Manisa' ya gönderilmiş. İsmi nurlu kadın, Allah' ın ışığını saçan kraliçe anlamında ve bizzat Hürrem Sultan tarafından verilmiş.

Valide Atik Camii

Biz bu camide öğlen vaktine denk geldiğimizden bayağı zaman geçirdik. Dinlendik. Nurbanu sultan, oğlu 3.murat ve gelini Safiye Sultan hakında bilgiler öğrendik. 

Sanırım gezerken değil ama yazarken önemine daha çok farkına vardım.

Şimdiki rotamız Kuzguncuk. Önce yürüyerek tekrar meydana geçiyoruz ve otobüse atıyoruz kendimizi.

Güzel bir dua eşliğinde camiyi tüm ayrıntılarıyla izlemek isterseniz lütfen tıklayınız. Hem böylece cuma için bir dua eşlik eder bize.

Not : Fotoğraf çekimi yasak uyarısından sonra fotoğraf çekmedik ki hiç :(






10 Eylül 2013 Salı

Üsküdar ve Camileri 1

Gönderen hayalieren zaman: Salı, Eylül 10, 2013 5 yorum
Bu sefer İstanbul 'un diğer yakasında buluşuyoruz. ''Yarımada' da yarım gün'' adlı geziyi yaptığım arkadaşımla. Bir nevi iade-i ziyaret. Yine İstanbul' u adımlayacağız. Geçen hafta perşembe günü ağustosun en sıcağında buluştuk. Sıcaktan mıdır yoksa çok yürüdüğümüzden midir bilmem eve geldiğimde her tarafımda ağrı vardı. 

Neyse ki günümüz çok güzel geçmişti. Bildiğin tarihsel günibirlik gezi programına katılmış gibi hatırlıyorum kendimi. Ne zaman akşam oldu, nasıl bu kadar çok şey öğrendim anlamadım. Zaman ne kadar da  hızlı geçmiş. Dinlenmek ve yemek için en fazla bir saat ayırmışızdır ama gene de yetmedi sanki.  Zaten sağolsun gerekli bakanlıklar sanırım 2013 yılı restorasyon yılı ilan etmiş olmalılar ki bir çok yere giriş yapamayıp uzaktan baktık. Ama yılmadık, kısmet dedik rotamızdaki diğer noktalara yöneldik. Olmadı seneye tekrarını diledik...

Öncelikle yazının sonunu beklemeye gerek yok :) Çok teşekkür ederim. Çok iyi hazırlanmışsın. Sayende çok güzel bilgiler öğrendim. Ve ben bu işi çok sevdim :)

Ve İstanbul, bu sefer Üsküdar.

Üsküdar


Yine sabahın erken saatlerinde yoldayız. Program bu sefer benim için neredeyse süpriz. Ben sadece dinliyorum :) Sağolsun arkadaşım nokta nokta programlamış.

Kuşkonmaz Camii

İlk önce, 1580 yılında yapılan Şemsi Paşa Camii 'sini ziyaret ediyoruz. Üsküdar iskelesinden çıkınca hemen sağ tarafa yürüyorsunuz ve herkes tarafından bilinen adıyla meşhur Kuşkonmaz Camii karşılıyor bizi. Mimar sinan tarafından inşaa edilen en küçük külliyeli cami. Camiyi yaptıran Şemsi Paşa ise, 2.Selim ve 3.Murat 'ın vezirliğini yapmış biri. Aynı zamanda Mihrimah Sultan' ın kızı Ayşe Sultan ile evli. Yani Kanuni Sultan Süleyman' ın damadı. Daha fazla ayrıntı için dilerseniz tıklayınız.

Kuşkonmaz Camii


Kuşkonmaz Cami' sinin ilginç hikayesi ise adında saklı. Titiz bir insan olan Şemsi Paşa bir gün Sokullu Paşa' ya "Sokullu camini kuşlar pislemiş." diye takılmış. O da, "Gökyüzüne açık olan her yer kuşların pislemesine müsaittir." demiş. Bu sözü unutmayan Şemsi Paşa, cami yaptıracağı zaman Mimar Sinan'a, "Bana öyle bir cami yap ki üzerine kuşlar pislemesin." demiş. Mimar Sinan da uzun bir araştırmadan sonra kuzey-güney rüzgârlarının kesiştiği noktayı bulmuş ve camiyi oraya inşa etmiş. Hem de denize kayma riskine rağmen. Bu riske karşı da Mimar Sinan Cami içine hareket eden ve uyaran iki adet sütun koymuş.

Kuşkonmaz Camii
V tablosu - Kabe Örtüsü

Cami çıkışında, meraklı gezgin olduğumuzu anlayan bir amca, önce bize hoşgeldiniz deyip oturun size caminin hikayesini anlatayım diyor ve aynı şeyleri birde ondan dinliyoruz sonunda öğütler de alıyoruz ve küçük bir hediye de :) Nereli olduğumuzu da  soruyor ve bu sayede de Şemsi Paşa'nın hemşerim olduğunu öğreniyorum. Ve cami içerinde türbesi de mevcut. Sanırım bu durum çok az cami de mevcut.

Bu arada marmaray projesi için yapılan  kazılardan sonra sütunlardan biri sinyal vermiş, bunu amcadan öğreniyoruz. Hayırlısı diyoruz ve ayrılıyoruz.

Kuşkonmaz cami gerçekten çok küçük bir cami ama manzara açısı İstanbul kanatlarımın altında misali. Şaşırma hemen diyor gezginci başı daha küçüğünü ve manzaralısını da göreceğiz. Gerçi şaşırılacak başka noktalar da var. Sen rüzgarın yönünü  hesapla, oraya kuş konmayan bir cami yap, dalgaların sesi ve uğultusu ile kuşlar gelmesin. Nasıl bir izan, akıl ve meslek aşkıdır. Helal olsun.

Kuşkonmaz Camii


Bu arada hemen yan tarafta çay bahçeleri var. Yol yorgunu olarak burada simit çay faslı yapıp sohbet ettikten sonra hemen kalkıyoruz.

Ve tavsiye, bizim rotamızda şimdilik yoktu ama, bu caminin birazcık ilerisinde Rum Mehmet Paşa Cami'si var. Öne çıkan özelliği ise Anadolu yakasının ilk camisi olması ve mimari olarak Ayasofya 'ya benzemesi.

İkinci durağımız ise, Mihrimah Sultan Cami. Ve maalesef ki restorasyonda idi. İçine giremedik ama hikayesini öğrendik. Ve benim Mimar Sinan hayranlığım tavan yaptı. Elimde fotoğraf olamadığı ve öğrendiklerim çok ayrıntılı olduğu için bu konuyu daha sonra ayrı bir başlıkta toparlamayı düşünüyorum.

Ve üçüncü noktamız 1708-1711 yılında yapılan Yeni Valide Camii. Diğer adıyla Valide-i Cedid Camii. 3.Ahmet' in annesi Gülnüş Sultan tarafından yaptırılmış. Türbesi de caminin hemen yanında. Caminin 5 adet giriş kapısı var.

Yeni Valide Camii

Yeni Valide Camii


Ve camilerde bu şekliyle  nadir gördüğüm hünkar mahfili... Sanırım yüzyıla yenik düşmek üzere. Biraz yıpramış ve destekle duruyordu. Umarım tekrar kazandırma çabaları vardır. Bir de bu bölümün hemen sağ tarafında ''muvakkithane '' var.

Yeni Valide Camii


Muvakkithane ise mekanik saatin olmadığı yıllarda gökyüzü gözlenerek zamanın ayarlandığı, uğurlu gün ve ayların belirlendiği, namaz vakitlerinin tayin edildiği, astronomi, matematik gibi derslerin verildiği yerlermiş.

Valide-i Cedid Camisi


Cami'nin içinde mihrabın hemen solunda boş ahşap bir pano var. Aslında zamanında doluymuş. Maalesef içindeki kabe örtüsü kesilerek çalınmış...

Yeni Valide Camii

Bu camide en hoş hoşuma giden kuş evleri. 4 adet kuş evi var. Ama bir tanesine kuş evi demek yetmez resmen saray. Kuş sarayı... Nasıl zarif bir mimarlık, ince düşünce ve şefkat... Kuş evlerinin en güzel örneklerinden biri bu olsa gerek.

Yeni Valide Cami - Kuş evi


Yeni Valide Cami - Kuş evi


Ve yine nadir gördüğüm hatta yeni öğrendiğim nokta ise, caminin 3 yerinde Hz. Süleyman' ın mührü bulunuyor. Hz. Süleyman mührü, zamanında padişahlar savaşa giderken bu motifin işlendiği gömlekler giyermiş. Barbaros Hayrettin Paşa' da denizde rüzgara hükmetmek için sancağına bu mührü yaptırmış.

Yeni Valide Cami - Hz.Süleyman Mührü


Rotamıza devam ediyoruz. Aziz Mahmut Hüdayi. Bu yürüyüşten sonra bayağı yorulduğumu hatırlıyorum. Ama daha programın yarısında idik. Ve ve yine restorasyon. Detaylı gezi yapamıyoruz burada da. Ama hikayesinden, rivayetlerinden çok bilgi alıyorum. Türbeyi ziyaret edip ayrılıyoruz. Ziyareti yoğun olan bir yer. İlk giriş kapısında yazan sözler ise ;

Aziz Mahmut Hüdayi


"Bu meşet Allah yolundakilerin cesetlerinin, ruhlarının toplandığı yerdir. Azizim, buraya edeple gir. Burası Hüdayi' nin pak türbesidir. Ey gönül, eğer ilahi zevki tahsil edeyim dersen böyle yap. Hüdayinin' nin kapısından giren elbet nasibini alacaktır." Aslında restorasyon bittikten sonra sırf bu nasibi almak için tekrar gitmek gerekir derim. Belki de nasiplenmişizdir kim bilir... Umarım :)

Aziz Mahmut Hüdayi


Aziz Mahmut Hüdayi' nin İstanbul ' un 4 bekçisinden biri olduğuna inanılır. Diğerleri ise Sarıyer' de Telli Baba, Beşiktaş' ta Yahya Efendi, Beykoz' da Hz. Yuşa. Beşiktaş gezimizde Yahya efendi' yi ekliyoruz. Gidilmedik bir orası kalmış çünkü.

Üsküdar gezisini başka başlıklara bölmeye karar verdim. Yazılacak o kadar çok ayrıntı var ki bu başlık yormasın istiyorum.

Bu arada 14 sayfalık bir notum olduğumu eklemeliyim. Gün sonunda blog için alınan notlar bana hediye edildi. İşim de kolaylaştı. Evet ya ben bügünümü güzel günlerim arasının en üst sıralarına alıyorum. Ve bir gün olurda bana yakın oturman duası ile bu yazıyı şimdilik sonlandırıyorum :)


Umarım herkes için faydalı bir güzergah ve keyifli bir yazı olmuştur.

Not : Bu camilerin içinde fotoğraf çekmek yasakmış. Sonradan öğrendik ki :(



30 Ağustos 2013 Cuma

İstanbul Panoroma 1453 Tarih Müzesi -Topkapı

Gönderen hayalieren zaman: Cuma, Ağustos 30, 2013 0 yorum
1453 Müzesi, müzecilik anlayışı olarak İstanbul' a son zamanlarda yapılan en güzel müze bence. Alışılmışın dışında. Kesinlikle yaşayan bir müze. Ayrıca ses, görsellik ve tasarım olarakta çok güzel. 

Benim iki defa gitme fırsatım oldu. İkincisinde daha çok fotoğraf çektim özellikle yazılı panoları. Çünkü gerçekten yeni öğrendiğim ve enteresan bilgiler  mevcut. Resimleri büyütürseniz siz de okuyabilirsiniz. En fazla ilgimi çeken kısımlarını blogta paylaştım.

Panoroma 1453 Müzesi


Panoroma 1453 Müzesi

Ayrıca ilk ziyaretimde fark etmediğim Fatih Sultan Mehmet silüeti de varmış gökyüzü kısmında. Zor farkediliyor gerçi ama oradaki görevliye sorarsanız nereye bakmanız gerektiğini gösterir. Bunu düşünmeleri bile çok güzel bir ayrıntı. Gördükten sonra çok şaşıracaksınız. Dikkatli bakın. 

Panoroma 1453 Müzesi

Müzenin alt katından giriş yaparak, önce aşağıda gibi panolardan genel bilgileri okuyarak üst kata çıkıyorsunuz. Yazıları da okuduğunuzda birbuçuk, iki saatlik zaman dilimi içinde müze gezinizi tamamlayabilirsiniz.

Panoroma 1453 Müzesi


Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi


Panoroma 1453 Müzesi


Panoroma 1453 Müzesi


Müzeye ilk gittiğimde fikir ve tasarım kısmı çok hoşuma gitmişti. Gerçekten farklı duygu uyandırıyor içinizde. İkinci gidişimde de hissettim aynı duyguları. Fetih 1453 filminde deki sahneler ile uyumlu görülüyor canlandırmalar.

Panoroma 1453 Müzesi


Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi


İnsan böyle yerlere geldiğinde daha fazla ayrıntı öğrenmek istiyor. Daha fazla okumak...

Müze çıkışında çok küçük de olsa kitaplık bölümü var. Kütüphanenizde olması gereken kitaplar. İsterseniz hediyelikler de mevcut.

Aldığım kitapları incelemek isterseniz tıklayınız.

Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi


Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi

Panoroma 1453 Müzesi



Panoroma 1453 Müzesi

Umarım bu müzeye gitmeyen İstanbul 'lu kalmamıştır...Kalmasın ama. Kalmamalı...
 

Hayat gezince
güzel...
Template by Ipietoon Blogger Template | Gift Idea